HER ÇOCUK ÖZELDİR

Keşke her insan mükemmel olabilse… Herkesin özel yeteneği olsa, harika işler çıkarabilse ortaya… İletişimde kusursuz, maddi manevi hasarsız huzur içinde olsa… Fakat bir gerçek var ki kimse dört dörtlük değil. Hepimizin eksik yönleri var. Eksik olduğu gibi fazla yönlerimizde var. Aşırı iyi olmak ta kişiye zarar verir. Aşırı kötümser olmakta. Bu yüzden ben hayatın denge üzerine kurulu olduğuna inanıyorum. Bu dengeyi oluşturan ise, karakterimiz, inançlarımız, sosyal çevremiz, yeteneklerimiz, bireysel farkındalıklarımız, kısacası bizi biz yapan anne karnından itibaren yaşadığımız herşey…

 

Ama bizler ne yapıyoruz? Küçücük omuzlara mükemmel olma güdüsünü yüklüyoruz kimi zaman. Maalesef Müthiş karakterler ancak masallarda oluyor… tabi ki hepimiz çocuklarımız çok iyi olsun, çok iyi yerlere gelsin istiyoruz ama bunu çoğu kez akademik başarı ile değerlendiriyoruz. “benim kızım çok iyi bir matematikçi olacak, doktor olacak, öğretmen olacak “ daha 2 3 yaşında onlar adına karar verip, eğitim hayatları boyunca onların önüne çıkacak beklenti korkusu yüklüyoruz. Yapamazlarsa , istemiyorlarsa başarısızlık algısı atıyoruz o küçük masum yüreklere. Unuttuğumuz şu: biz dünyaya hayallerimizi gerçekleştirecek kuklalar getirmiyoruz. Bunuda Bir örnekle açıklamak istiyorum. İki öğrencim var, ikisi de üstün yetenekli bireyler. Büyük olan öğrencimiz derslerinde inanılmaz başarılı. Kardeşi ise derste çok başarısız, onun sosyal zekası güçlü ve inanılmaz bir hayal gücüne sahip, şarkı sözleri yazıyor, sanatsal yanı kuvvetli. Anne o kadar stresli ki, “neden abiye benzemedi,ama nasıl olur, çocuğum geri kalacak, hep kızıyorum, otur ders çalış seni müzik, sanat kurtarmayacak vb. hezeyanlar…”.

 

Öğrencimle görüştüğümde ; ben galiba çok başarısızım, yaptığım hiçbir şey beğenilmiyor, okuyamıyorum, yazamıyorum, annem böyle olursam toplumda hiçbir yere gelemeyeceğimi söylüyor.” Aslında o kadar zeki bir çocuk ki; fakat hem abisinin akademik başarısının altında eziliyor, hemde yeteneklerine değer verilmiyor. 6 yaşında ki çocuk ebru sanatından eserler ortaya koyuyor, bir çoğumuzun yapamayacağı… şarkılar yazıyor,resimler çiziyor, piyesler oluşturuyor. Annesiyle her görüştüğümde anlattım, anlatmaktan vazgeçmedim. Ve sonunda kabul etti çocuğunun yeteneğini, desteklemeye başladı. Bunun ardından ders başarısı da yükseldi. Bu yeteneği 2 3 yaşında belli etmiş kendini. İyi ki köreltmemiş. Desteklemiş. Gelecekte, peşini bırakmazsa çok iyi bir sanatçı olacağından eminim kendisinin.

 

Demem o ki; evet bir bebek doğduğunda cinsini, hamurunu genlerden alan boş bir levhaya benzetebiliriz ve anne babalar şekillendirebilir onu. Fakat cinsi sert olan bir levhayı eğmeye çalıştığınızda ya çatlar ya da kırılır. Her çocuk özeldir, belli bir alt yapıyla açar dünyaya gözlerini. Özel eğitime de gereksinim duyabilir, engeli de olabilir, normal de olabilir, çok yetenekli de olabilir. Çocuğu olduğu gibi kabul etmek, onun özgüven gelişimi de destekler ve kendisiyle barışık olmasını da sağlar.

 

Siz ufak bir çiçekten sizi güneşten korumasını bekleyebilir misiniz? Yapabileceğinden fazla sorumluluk vermek yalnızca çiçeğin bükülmesine ve sararmasına yol açar, öyle değil mi?

 

Kübra Aldıkaçtı Argun
Psikolojik Danışman

 

Kübra’nın bir önceki yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz…


Yorum bırak (*Yıldızlı alanların doldurulması zorunludur)

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.