Geçenlerde Bebek Kitchenette’de #disneyveanneler daveti için buluştuk. Büyük bir keyif ve merakla Disney Turkiye yetkililerini ve Psikolog- Yazar Prof. Dr. Üstun Dokmen hocamizi dinledik. Çünkü her anne gibi ben de çocuğuma çizgi film izletiyorum. Zaman zaman keyif aldığı bir ödül olarak bazen de oyalanmaya ihtiyacı olduğu için izin veriyorum. Kıvanç çizgi film izlemeyi çok seven bir çocuk. 0-2 yaş döneminde çok izletmemeye çalişsam da zaman zaman günde 15 dakika olmak üzere Baby Tv ve ya Duck Tv izletiyordum. Şimdi büyüdü ve hayatımıza süper kahramanlar girdi. Her hafta bir çocuk filmi bulup ailece sinemaya gidiyoruz. Sonra çıkışta o film hakkında sohbet ediyoruz. Zaten Disney markasının da öncelikli amacı aileleri bir araya getiren kaliteli bir paylaşım yaratmakmış. Etkinliğin geneline baktığımda Disney’in şifresi tam olarak şuydu; herkesin kendinden birşeyler bulduğu karakterlerden oluşan eşsiz hikaye anlatım becerisi ile ailelerin güvenerek izlediği filmler üretirken yıllar içinde tek bir marka haline geldi.

Biz annelerin sorduğu sorular üzerine Üstun Dokmen hocamiz ısrarla cocuklarımızı mümkün olduğunca gerçek hayattaki deneyimler ile buluşturmamız gerektiğini anlattı. Disney yetkililerinin de elbette ilk önerisi buydu. Hiçbir sanal öğreti gerçek deneyimin yerine geçemez elbette. Ve Disney Yetkililerinden Armağan Milli’de, öğretilmesi gereken temel değerlerin de öncelikle aile tarafından verilmesi gerektiği konusunda bizlerle hemfikirdi. Fakat tüm Disney karakterleri olarak çocuk gelişimi açısından öğrenmesi gereken bu olumlu ve evrensel değerleri destekleyen öğretiler paylaştıklarını anlattı.

Bir anne olarak Kıvanç için yapmam gereken herşeyi yaptığımı düşünüyorum. Bu konuda en hassas davrandığım durumlardan biri de izleyeceği ve oynayacağı herşeyi önceden benim deneyimleyip çocuğuma uygun olup olmadığını belirlemektir. Evet zaman zaman yorucu ve oyalayıcı oluyor ama kötü içeriklerle karşılaşmasını istemiyorum. Örneğin Kıvanç biz evdeyken tv izlemek istediğinde genelde Disney Junior’ı tercih ediyorum. Yetkililere bünyelerinde bulunan 3 kanalı da sorduğumda bana Disney’in genel yönetim şeklinden bahsettiler. Hikayelerin ve karakterlerin özel bir hassasiyet ile uzman görüşü alarak hazırlandığını söylediler. Her karakterin ses tonundan, durumlara verdikleri tepkilere kadar herşeyin uzmanların elinden çıktığı belliydi. Peki subliminal mesajlar için ne diyorsunuz dediğimde; artık subliminal mesajların çizgi filmlerde yer almadığını belirttiler. Bu konuda oldukça karalama kampanyasına maruz kalmış bir marka için iddialı bir söylem, bilemiyorum.

Peki Disney’de işler nasıl mı yürüyor?

Disney’de bir çizgi film oluşturulurken, tüm ekip bir araya gelerek fikiri geliştiriyor. Sonrasında yazarlar, karakter tasarımcıları ve eğitim danışmanları bir araya gelinerek herkesten görüş alınıyor. Konsept ve mesajlar oluşturuluyor. Ardından bir pilot bölüm çekiliyor, aileler ve çocuklarına izlettirilip görüşleri alınıyor. Farklı kültürden uzmanlar bir araya gelip ortak bir perspektif belirlerler. Bunun amacı dünyanın heryerindeki çocuğa dokunabilmektir. Dünyanın heryerinde ses getiren animasyonlara imza atmanın sırrı işte bu!

Peki ya çizgi filmlerin subliminal mesajlar verdiği efsanesi?

Disney Türkiye Pazarlama Direktörü Armağan Milli, bizlere bu konudaki iddiaların tamamen şehir efsanesi olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını; aslı olmayan bu iddialarla ilgili geçerli bir kanıt olamadığının altını çizdi. Disney’in büyük bir titizlikle hazırlanan içeriklerinde her annenin çocuğunda yerleşmesini istediği olumlu değerleri, tam da onların yaşına yönelik tasarlanmış, eğlenceli bir dille vermeyi amaçladığını da iletti. Aynı zamanda Disney’de öyküler ve karakterler belirlenirken meslek grupları ile de çalışılıyor. Örneğin çok yakında birçok bilgiyi ve öğretiyi içerisinde barındıran keyifli bir çizgi film yayınlamayı hedefliyorlar. NASA astronotları danışmanlığında oluşturulan; çocuklara bilim ve uzay hakkında ilginç bilgiler vermeyi hedefleyen “Miles Yarının Ötesinde” de aynı zamanda yardımlaşma ve problem çözme konularına da değinilmiş. Uzaya, bilime ve roketlere oldukça meraklı olan Kivitos ile birlikte 28 Eylül’ü iple çekiyoruz.

Sevgilerimle,
Socialmom


1 Yorum

  1. Başak Gökyay dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık…

Yorum bırak (*Yıldızlı alanların doldurulması zorunludur)

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.