Bakalım Pelin’in Gebelik Günlüğü’nin Pelin’i doğumdan sonra neler yaşamış, neler hissetmiş…
 
10551052_331441910313966_5160043973206051800_n
 
 
2 çocuklu çoklu hayat… Tahmin ettiğim kadar varmış… İnkar edilemeyecek kadar zorluklarının yanında, bir o kadar da güzellikleri var…
Minik adam. Hasan Yamaç Balkır. Geldi. Hemde öyle iyi geldi ki hepimize. O şimdi 3 aylık oldu bile, gülücükler saçıyo etrafına…
Evdeki durumlar ilk günlere nazaran sakin. Derin’de çektiğim başta “gaz” sıkıntısı olmak üzere tüm zorlukların aynısına hazırlıklıydım. Ki aynılarını da fazlasıyla çektim. O yaşadığım geceli gündüzlü 2 ayın acısını bir ben bilirim!
Aynı Derin gibi gece gündüz uyumayan, ağlayan, gazdan kıvranan bir bebek, heyecanlanan, bebeğe hep dokunmak, kucağına almak isteyen, ve herzamankinden çok daha fazla ilgi bekleyen 7 yaşında bir abla, tüm dengeleri kendince sağlamaya çalışan, yorgun, şaşkın, beklentisiz, bazen anlayışlı, bazen de herşeyi çok abarttığımı düşünen, belki de kendini yalnız hisseden ve tüm ilgisini kızına yönlendirmiş bir baba, yorgun, bitkin, sinirli, uykusuz, gelecekten korkan ve biraz da isyankar bir anne…
Doğumdan hemen sonra herkes genelde eski kilosuna nasıl döneceğini düşüdür. Hep yazdım ya, benim hiç öyle kaygılarım olmadı. 1, 2, 3 hafta derken 0 göbek kalmıştım. Ama toplamda aldığım 18 kilonun 5’i hala bedenimde. 49 kiloyum şu an ve emzirdiğim için, daha doğrusu yapamayacağım için:) diyetle uzaktan yakından hiçbir alakam yok. Ama hamurişi gibi sağlıksız şeyleri fazla yememeye çalışıyorum.
 
10553458_331441570314000_8358800682234592543_n
Minik adam geldi, hoşgeldi. Vallahi öyle çok güzel duygusal şeyler söyleyemeyeceğim, çok zor günler geçirdim. 3 ayımız bitti ve henüz tam anlamıyla düzene girmiş sayılmayız. Ama en azından çok sükür ki gece gündüz ayırımını yaptı benim bebeğim. Tam 2 ay boyunca gece gündüz uyumayan beyefendi, şimdilerde akşam 9 sabah 7 arası uykuda çok bir problemi yoksa. Tabi bu uyku saatte bir, bazen 2 saatte bir emme molalarıyla bölünüyor. Kızımın 1 sene boyunca gece gündüz uyumadığını hatırlayınca, bu saatte bir kalkmalar bile bana bal kaymak geliyor:)
 
Gazımız da düşündügümden çabuk azaldı. En azından ağlama krizleri pek yok artık, kendi gazını kendi çıkarabilmeye başladı. Şimdi ki ağlama krizlerimiz tamamen kucak aşkından. Öyle ki bırakın temizlik, yemek yapabilmeyi, bana su içirmeyecek, tuvalete bile gitmemi engelleyecek cinsten. Hiçbir şekilde oyalayamıyoruz. Tek çaremiz sokaklar. Ben öyle 40 gün dışarıya çıkmama hurafelerine inananlardan değildim. Kızımı da doğduğu günden itibaren hergün dışarıya çıkarmıştım, şimdi oğlumu da. Yağmur çamur demeden hergün mutlaka birkaç saat dışarıda vakit geçiriyoruz. Çünkü gündüz uykusu birtek dışarıdayken uyuyor.
Evimiz kalabalıklaştı. Bendeki en büyük değişim ise kabullenme duygusu. Öyle ki ev düzeniyle temizliğe olan aşırı takıntım, mecburen yerini dağınıklık ve bazen de pisliğe bıraktı:) Evet kabullendim, çünkü kabullenmesem kendimi üzüp strese sokmaktan başka birşey yapmıyordum. Benim evimde yardımcım yok. Doğum yaptıktan sonra sadece 3 gün annem bende kaldı. Eşim gece çalıştığı için geceleri de yalnızdım. Annem birkaç günde bir gelip yemek yaptı, evi süpürdü gitti, o da sadece büyük torunu aç kalmasın diye:) Hiç birşey yapamamak beni iyice deli ediyordu. Uykusuzluktan yere düşüyordum ve bir dönem sütüm bile gitmişti. Sonra kendime geldim. Ben bebek uyumuyosa asla uyuyamayanlardanım. En azından uyuyamasam bile eşim evdeyken dinlenmeye başladım. Tabii o dönem süt için içtiğim şeyleri yazsam kitap olur:)
Günler geçtikçe herşey düzene girmeye başladı. En azından gece uyuyan bir bebeğim var ve bende ufak ufak işlerimi yapmaya başladım. Çamaşır, ütü, yemek tam gaz devam:) onun haricinde fırsat bulup pek birşey yaptığım söylenemez. Ama dedim ya, kabullendim. Bu bir süre böyle gidecek…
Gökhan. Bütün derdi çeken o aslında:) Hep yetememe korkum vardı ya, malesef aynen öyle oluyor. Bebekten vakit kalınca birek kızımla ilgilenebiliyordum. Allahım, gerçekten çok zor. Derin hiç öyle kıskançlık krizlerine girmese de, huyu suyu değişmesi değil ilk zamanlarda. Öyle ki bir gün “siz artık benimle hiç ilgilenmiyorsunuz” dediğinde hüngür hüngür ağladığımızı biliyorum annemle. Onun herzamankinden daha fazla ilgiye ihtiyacı vardı. Bende attım bebeği bir köşeye, kızımla kek yaptım, kitap okudum ona, banyo yaptık birlikte, ikimizde kendimize geldik. Kardeşini çok seviyor. Ona hiçbirzaman zarar vermeyeceğini de zaten biliyordum. Ama evdeki o yoğunluk ve kargaşa, onu bile isyan ettirmişti…
Peki ben kaç parçaya bölünmeliydim? Bir de baba var aynı isyanları içinde yaşayan. Karşılıklı anlayışla herşey çözülüyor. Anne birçok şeyi kabulleniyorsa, baba da çoktan kabulleniyor. Yani en azından ben bu konuda şanslıyım. Benden fazla şey beklemeyen, hep destek olmaya çalışan bi eşim var. Zamanla herşeyin normale döneceğini ikimizde biliyoruz en azından…
Derin çok hareketli bir bebekti. Ama gerçekten erkek gücü diye birşey var ve zaten ben bunu hamileyken de hissediyordum. Emerken benimle bir kavga edişi var, resmen heryerimi acıtıyor:) Şu an sadece anne sütü alıyor ve herzaman söylediğim gibi sütüm oldukça o istediği sürece emzirmek istiyorum. Ve Derin’de çektiğim sıkıntıları çekmemek adına meyvelerin falan tadına baktırıyorum arada.
Ben artık 2 çocuklu bir anneyim. Ve 2 çocukla da kalmak istiyorum;) Evlat sevgisi başka, anlatılmaz. Allah isteyen herkese nasip etsin inşallah. Evlat aynı, ayırdedemiyorsun. Eskiler der ya hep, elindeki parmakları kes bakalım hangisi acımıyor. Ama bebek kokusu diye de birşey var. O şu anda bebek diye biraz fazla ilgi ve sevgi görüyor. Ama kızımın yeri de çok ayrı. İkisini de çok seviyorum. Onlara baktikça hep şükrediyorum ve beni onlardan, onları da benden ayırmasın diye dua ediyorum Allah’a…
Pelin


Yorum bırak (*Yıldızlı alanların doldurulması zorunludur)

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.