Bloğumuzun Kadın Doğum Doktoru Op. Dr. Ebru Zülfikaroğlu’ndan Gebelikte 17. ve 18. Haftalar ve gebemiz Pelin’in yazısı…
 

17. HAFTA
Bebeğinizin bu haftada baş – popo uzunluğu 11 – 12 cm, ağırlığı 180 gr kadardır. Bebeğinizin iskeleti, yumuşak kıkırdaktan kemiğe doğru dönüşmeye başlıyor ve yaşam bağı olan göbek kordonu da gittikçe güçlenip kalınlaşıyor.

Bebeğinizin ciltaltı yağ dokusu giderek dolmaya başlamıştır. Bu yağ doğumdan sonra bebeğinizin ısı düzenlenmesi için kullanılacaktır. Bebek içerisinde yüzdügü sıvı başlangıçta bebek cildi ve plesenta – kordon zarlarından sızarak oluşurken, artık akciğerlerden salınan sıvılar ve böbrekten atılan idrardan oluşmaktadır.Bu sıvı bebğiniz tarafından yutulup akciğerler ve mide barsak sisteminden dolaşıma geçerek, böbrekler tarafından idrar şeklinde tekrar kese içine atılır.

Gebelik ilerledikçe çocugun içinde yüzdüğü sıvının büyük bir kısmını kendi idrarı oluşturacaktır. Artık bebeğin karaciğeri bazı görevlere başlar (kan yapımı, safra yapımı). Saç, kaş ve kirpikleri belirginleşmiştir.

İştahınız gittikçe düzelecektir. Vajinal salgıda ve dolayısıyla vajinal akıntıda artış olur. Yüzde koyu renkli lekelenmeler ortaya çıkmaya başlar. Buna kloasmadenir. Burun, alın, üst dudak ve yanaklarda görülür. Kalıcı değildir. Doğum sonrası kaybolur.

Göğüsler süt salgısı için hazırlandığından iyice büyürler. Rahim göbek seviyenize ulaşmak üzere ve bunu elinizle hissedebilirsiniz.Bebeğiniz bu haftadan itibaren önceki haftalara göre daha hızlı kilo almaya ve gelişmeye başladığından muhtemelen siz de biraz daha hızlı kilo almaya başlayacaksınız. Bu döneme kadar anne adayları ortalama olarak 2.5-5 kilo alırlar. Artık gebeliğiniz dışarıdan farkedilebilir. Eklemlerinizde gevşeme artarak devam etmektedir.

18. HAFTA
Baş – popo uzunluğu 12,5-14 cm, ağırlığı 220 gr kadardır. Kollarını ve bacaklarını git gide daha rahat esnetebiliyor ve siz de zaten önümüzdeki günlerde hareketlerini bir hayli hissedebileceksiniz. İnce teninden bebeğinizin artık kan damarları da görülebiliyor ve kulakları her ne kadar başından çok azıcık uzak olsa da son yerlerine geldiler.
Sinirlerinin etrafı miyelin denilen koruyucu bir örtü ile kaplanmaya başladı ve doğumundan sonra da bir yıl itibariyle bu oluşum devam edecek. Eğer bir kızınız olacaksa, rahmi ve fallopian (kordon) tüpleri şimdiden oluştu ve yerine yerleşmiş durumda.
Refleksleri artar, esner, gerinir, surat asar. Tat duyusu gelişir; acı ve tatlıyı ayırt eder. Yutar ve hıçkırır. Gözler yüzün ön bölümüne yerleşir, retina ışığı algılamaya başlar. Karından tutulan çok güçlü ışığa karşı gözlerini korur. Hala kıkırdak şeklinde olan kemikler, kemikleşmeye başlar.

İlk kemikleşenler, bacak ve köprücük kemikleridir. Kulaklar son yerini alır. İç kulak kemikleri ve sinir uçları gelişmeye başlar. Yakında annenin kalp atışlarını ve göbek kordonundaki kan akımının çıkardığı sesleri duymaya başlayacaktır. Yüksek seslerden irkilebilir.

Artık bundan sonra uzanacağınız ve yatacağınız zaman tek bir tarafınıza yana doğru yatmanızda fayda var. Düz olarak sırt üstü uzanırsanız, rahminiz damarlarınıza baskı yapabilir ve bu da kalibinize giden kanın oranının düşmesine neden olur. O yüzden rahatınız için arkanıza, kalçanızın ya da bacaklarınızın altına bir yastık koymayı deneyin.

Bebeğin hareketlerini hissedebilirsiniz. Ancak ilk gebeliklerde 20. haftaya kadar hissedilmeyebilir.

Hissedilen hareket baş ya da kol-bacakların “gerilmesi” şeklinde, vücudun “dönmesi” şeklinde, ya da “tekmeleme” şeklinde olabilir. Uyku-uyanıklık durumuna göre bebek saatte 8-40 arasında hareket yapar. Bunların yalnızca bir saniyeden uzun süren ve güçlü olanları anne tarafından hissedilir. Her bebek baştan itibaren kendine özgü bir hareket etme alışkanlığı geliştirir. “Bebek hareketlerinin azalması” anne tarafından “bebeğin hareket etme alışkanlıklarının” değişmesidir. Bebeğin uyuması 20 dakika kadar kısa 2 saat kadar uzun olabilir ve bu dönemde hareketler oldukça azalır. Ancak önceden oldukça iyi oynayan bir bebeğin bir saat boyunca hiç oynamaması anormal kabul edilmeli ve anne adayı sakin bir köşeye çekilerek bebeğinin hareketlerini tekrar değerlendirmeli, gerekli durumlarda doktoruna danışmalıdır.

Eğer ikinci dönem ultrasonunuza hala girmediyseniz, büyük bir ihtimalle çok yakın bir zamanda gireceksiniz. 18. ve 24. hafta ayrıntılı ultrasonografi görüntülemelerisayesinde, belirli doğum kusurlarının tespitine, plasenta ve doğum kordonlarını inceleyerek doğum yapacağınız tarihine kadar birçok konuda bilgi sahibi olabilirsiniz.

 
Pelin’in Gebelik Günlüğü
 
 Öyle bir kasık ağrısı çekiyorum ki, sanırsın doğuma gidiyorum. Ve öyle bir burnum kanıyor ki, sanki kan kaybından ölecek gibiyim… Çok şükür hepsi normalmiş… Bu haftalarda rahim en üst noktasında. Büyüdüğü ve ağırlaştığı için kasıklara baskı yapıp bize ağrı olarak geri dönebiliyormuş. Özellikle ayağa kalkarken ve yürürken gerçekten fazla ağrı hissediyorum. Herşey için sürekli doktorumu aramaya çekiniyorum açıkcası… Derken bir anda aynı gün içinde 3 defa burun kanaması!? Bunun sebebi de şuymuş ki; hamilelikte kılcal damarlar genişleyebiliyormuş. Zaten gebelikte vücutta ekstradan 1.5 lt kan fazlası da olduğunu biliyorum. Ama tansiyon yükselmesiyle de alakalı olabilirmiş ki fena halde kafam karıştı:( Hepsi üst üste gelince mecbur kaldık doktorumu aramaya. Hemen hemen aynı açıklamalarla hepsinin normal olduğunu hatta alttan bile kanama olabileceğini söyledi. Çok garip, Derin’de hiçbiri olmamıştı…
 Ben artık çok yoruluyorum. 2 adım yürüsem, yada 2 basamak merdiven çıksam nefesim kesiliyor, kalbimin sesini çok net duyabiliyorum. Aslında son zamanlarda biraz ani kalp ağrılarım vardı. Korktum. Onun için de doktora gittim tabi:) Eko ve Ekg incelemesinden sonra basit bir kas ağrısı olduğu saptandı. İçimiz rahatladı sonuçta…
 
  Demir ilacına ilaveten multivitamine de başladım. Bunu doktorum vermedi, çünkü gerek duymamıştı. Ama kontrole gittiğimizde söyleyeceğim… 
 
  Saç dökülme sorunum için doktora gideceğimi söylemiştim. Gittim… Her ne kadar yanlış işlemden dolayı dökülme başlasa da, gebelik ekstra bir yoğunluk katıp bu dönemi uzatmış olabilir dedi doktor hanım. Ve bitkisel yağlar dışında bırak ilacı, şampuan bile öneremeyeceğini söyledi. Kesin sebebi öğrenmek için birkaç test istedi aslında ama sonuçlara dayanarak yine de ilaç veremeyeceği için lohusalık döneminden sonra görüşelim dedi. Bende önce gittim, batıllarımdan kurtulup:) bir güzel saçlarımı kestirdim. Sonra da başladım gün aşırı badem, ceviz, hint, hindistan cevizi yağlarını saç diplerime sürmeye. İnşallah faydası dokunur. Zaten akşam olunca yağlı güreşçilere benziyorum. Vücuduma ayrı, saçlarıma ayrı yağlar. Sıkılmaya başladım:)
 
  Penguen gibi yürümeye çoktan başladım bile. Ben bile kendimle dalga geçiyorum. Ve işin kötü kısmı doğumdan sonra bile bu yürüyuş uzun bir süre vücudu terketmiyor. Top gibi hissediyorum kendimi. Bu zamana kadar toplam 5 kilo almama rağmen çok daha fazla ağırlaştığımı hissediyorum. Zaten yemek konusundan hiç bahsetmeyeceğim bile çünkü yazarken bile sinirlerim bozuluyor. Yemek yemek için yaşıyor gibiyim ve artık doyma hissi kalmamış bende o kadar diyeyim. Artık 70’le mi doğururum 80’le mi hep birlikte göreceğiz:)
 
  Artık minik adam sürekli hareket ediyor, tekme atıyor. Çok garip. O pıt pıtlar bunda hiç olmadı. Direkt hareket etmeye başladı. Özellikle sabah ve akşamları çok aktif. Ama elimi karnıma koyduğumda inat yaparcasına hiçbirşey hissettirmiyor bana. Özgür çocuk olacak o:)
 
  Hani şu sola ve sağa dönük zoraki yatış pozisyonundan bahsetmiştim ya, artık alıştım. Çünkü istesem de sırtüstü yatamıyorum. O ağrı ve batma hissi anında uyandırıyor beni. Öyle böyle değil ama, karnım içime çöküyor sanki ve ister istemez pozisyon değişiyor…
 
  Şimdilerde her ne kadar minik adamla aramızda yoğun bir aşk başlasa da benim Derin’e olan aşkım daha bir büyüdü şu günlerde. Örneğin bebek için birşey almaya kalktığımda hemen kızım aklıma geliyor ve vicdan azabı çekiyorum:( Hamilelikten mi bu? O’na birşey aldığımda mutlaka Derin’e de alma zorunluluğu çekiyorum çünkü başka  türlü içim hiç rahat etmiyor. Bir de laf aramızda gerçekten kız çocuklarının kıyafetleri çok daha güzel. Onca yıl hiç dikkatimi çekmemişti. Mağazalarda bile kız reyonları hep daha fazla;)
 
  Herşey bir yana şu günlerde Gökhan’a karşı fazlasıyla kin ve nefret beslemekteyim. Evet:) Nedenini bilmiyorum. Herşeyi batıyor bana. Sonra o işe gittikten sonra bir de bu yüzden vicdan azabı çekiyorum:) Ben bile kendime anlam veremezken o nasıl anlasın? Ama demiştim ya, kimse beni anlamıyor;) Bu da mı hormonlardan? Nasıl birşey bu? İnsanın nasıl tüm dengesini bozabiliyor? Sonra çok üzülüyorum. Allahtan çok anlayışlı ve bir o kadar da hiçbirşeyi (ya da beni:)) kafasına takmayan bir eşim var ki, aradığım anda herşeyi unutmuş oluyor… 😉
 
  Pelin


Yorum bırak (*Yıldızlı alanların doldurulması zorunludur)

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.